Stüdyoya değil bir pencereye ihtiyacın var. Telefonla ürün fotoğrafı çekmenin altı karesi, kapatman gereken ayarlar ve iade getiren düzenleme hatası.
Sailo team12 dk okuma
"Kırk tane çektim, hiçbiri olmadı."
Saat on bir olmuş. Tavan lambası yanıyor, mutfak masasına beyaz bir fon kartonu sermişsin, telefonu ürünün tepesinde tutup bir kare daha deniyorsun. Gümüş grileşiyor. Beyaz sarıya çalıyor. Kartonun kenarı da karenin sağ üstünde duruyor.
Bırak, yarına kalsın. Sabah perdeyi açacaksın, evdeki bütün tavan lambalarını kapatacaksın, ürünü pencerenin yanına koyacaksın ve altı kare çekeceksin. Stüdyo yok, ışık kutusu yok, halka lamba yok. Bir ürün yirmi dakika sürüyor, ve o yirmi dakikanın sonunda elinde işe yarayan altı kare kalıyor.
Bunu Türkiye'de yazmanın bir zorluğu var: burada zaten herkesin fotoğrafı idare eder durumda. İdare eder artık taban, üst sınır değil. Kadıköy'de gümüş takı satan Deniz'in 540 ₺'lik kolyesinin rakibi, kötü fotoğraf çeken biri değil. Aynı kolyeyi aynı fiyata satan ve altı yıldır bu işi yapan biri. Aradaki farkı netlik belirlemiyor. Hangi kareleri çektiğin belirliyor.
Işık ürünün üstünden değil, yanından gelecek.
Pencereye sırtını dönüp çekersen kendi gölgeni ürünün üstüne düşürürsün. Pencereye karşı çekersen ürün siluete döner. Doğrusu şu: ürünü pencerenin yanına koy, sen 90 derece açıdan bak, ışık ürünün üstünden yalayarak geçsin. Dokuyu görünür yapan şey bu. Örgüde ilmek, seramikte sırın dalgası, deride gözenek, hepsi yandan gelen ışıkla ortaya çıkıyor. Tepeden gelen ışıkla hepsi düzleşiyor.
Tavan lambalarını kapat. Hepsini. Yandaki odadakini de. Sarı ampul artı mavi gün ışığı karışımı, bir fotoğrafın "evde çekilmiş" görünmesinin tek sebebi, ve telefon o karışımda beyaz ayarını tutturamıyor. Tek bir kareyi düzenlemede kurtarabilirsin. Kırk kareyi kurtaramazsın.
Tül perde bir difüzör ve zaten evinde duruyor. Güneş doğrudan vuruyorsa tülü kapat. Sert gölge kenarı takıda ve camda parlama yapıyor, tekstilde de kumaşın rengini olduğundan açık gösteriyor.
Saat de meselenin bir parçası. Güneye bakan bir pencerede öğlen ışığı çok sert, gölgeler bıçak gibi çıkıyor. 10.00 ile 11.00 arası ya da 16.00 ile 17.00 arası çok daha rahat. Kapalı hava ise senin lehine, çünkü bulut dünyanın en büyük difüzörü. Yağmurlu bir salı öğleden sonrası, ürün fotoğrafı için kötü bir gün değil. En iyi gün.
Kuzeye bakan bir pencere varsa iş daha da kolaylaşıyor: gün boyu sabit, yumuşak ışık. Ev arkadaşının odası kuzeye bakıyorsa o odayı bir öğleden sonralığına isteyeceksin.
Gölge tarafı fazla koyu çıkıyorsa bir A4 kâğıdını ya da beyaz kartonu ürünün karşı tarafına dik. Işığı geri sektiriyor ve gölgeyi açıyor. Yansıtıcı diye satılan şeyin evdeki hâli bu, ve aradaki fark fotoğrafta görünmüyor.
Üçü de varsayılan olarak açık geliyor. Üçü de ürün fotoğrafını bozuyor.
0.5x lens. Geniş açı düz kenarları büküyor. Kupa fıçıya dönüyor, kutunun kenarları yamuluyor, dikdörtgen bir defter yastığa benziyor. 1x'te kal. Ürüne yaklaşman gerekiyorsa lensi değil telefonu yaklaştır. Telefonunda 2x optik varsa takı gibi küçük şeylerde onu kullan, sonuç daha temiz çıkıyor.
Portre modu. Ürünlerde kullanma. Yazılım nerede ürünün bittiğini ve arka planın başladığını tahmin ediyor, ve kulpu, zinciri, püskülü, saçaklı kenarı yiyor. Kolyenin zinciri yarısından sonra buharlaştığında bunu sen fark etmiyorsun, alıcı fark ediyor.
Otomatik pozlama. Ekrana dokun, sonra sarı güneş simgesini aşağı çek. Yukarı değil. Yanmış bir parlaklıkta geri getirilecek bilgi yok, o piksel beyaz ve beyaz kalıyor. Biraz karanlık çıkmış bir kare ise düzenlemede rahat açılıyor.
Bu üçünün yanına iki alışkanlık daha ekle. Izgarayı aç, çünkü ürünü ortalamak ve masa çizgisini yatay tutmak gözle sandığından zor. Ve lensi sil. Aptalca geliyor ama yumuşak çıkan fotoğrafların çoğunun sebebi cepteki parmak izi, odak değil.
Instagram akışı 4:5 dikeyi seviyor. Reels ve hikâye 9:16. Katalog kartı çoğunlukla kare.
Aynı ürünü üç kere çekme. Bir kere geniş çek, üç kere kırp.
Geniş derken ürünün etrafında nefes payı bırak. Kırpma her seferinde kenardan yiyor, ve o payı bırakmazsan şu oluyor: akış için 4:5 kadraja tam oturttuğun kolye, katalog kartında kare kırpılınca üstten kesiliyor ve zincirin yarısı gidiyor. Ya da bardağın kulbu tam kenarda kalıyor, kartta kulp görünmüyor, ve DM'den "kulbu var mı" diye soruyorlar.
Ham kareyi de sakla. Altı ay sonra aynı ürünü yeniden yayınlarken aynı fotoğrafı başka bir orana kırpman gerekecek, ve o gün ham kare elinde olmazsa ürünü baştan çekiyorsun.
Bunlar DM'e düşen sorular. Her birinin bir karşılığı var, ve o kareyi çektiğin gün soru gelmeyi bırakıyor.
| Alıcının sorduğu | Cevabı veren kare |
|---|---|
| Gerçek rengi bu mu | Gün ışığında çekilmiş, doygunluğu artırılmamış kare |
| Ne kadar büyük | Yanında el, bozuk para veya standart bir bardak olan kare |
| Kumaşı, yüzeyi nasıl | Yandan ışıkla çekilmiş yakın doku karesi |
| Elime tam olarak ne geçecek | Kutusu, ambalajı, içinden çıkan her şey |
Yazılı ölçü tek başına yetmiyor. "Kolye ucu 1,8 cm" yazıyorsun, alıcı bunu kafasında canlandıramıyor. Yanına bir el koyuyorsun, soru kapanıyor. İkisini birden yap: ölçü yazısı karşılaştırma için lazım, eldeki görüntü karar için.
Ambalaj karesi Türkiye'de ayrıca önemli, çünkü satılan şeyin ciddi bir kısmı hediye olarak alınıyor. Doğum günü, kına, bebek ziyareti, öğretmenler günü. Kutuyu ve kurdeleyi gösteren tek bir kare, "hediye paketi yapıyor musunuz" mesajını da bitiriyor.
Sıra önemli, çünkü ışık kayıyor.
Altıncısını biraz açayım. El yapımı seramikte sırdaki nokta, ikinci el bir ceketteki dirsek aşınması, deri cüzdanda derinin doğal izi. Bunları saklarsan iade olarak geri geliyor, gösterirsen fiyatın bir parçası oluyor. Kusuru fotoğraflayıp altına "el yapımı, her parça birbirinden farklı" yazan satıcı o parçayı sattığında iade almıyor. Saklayan satıcı hem parçayı hem gidiş kargosunu hem dönüş kargosunu hem de yorumu kaybediyor.
Dördüncü kare en çok atlanan kare ve satışa en çok dokunan kare. Ürünü tek başına çekmek kolay, birinin boynunda ya da mutfağında çekmek zahmetli. Zahmetli olduğu için de rakiplerinin çoğu onu çekmiyor.
Yirmi dakikan varsa ilk üçünü çek. Kalan üçü ertesi gün aynı pencerede aynı saatte çekilir, ve aynı ışıkta çekildiği için seri bozulmaz.
| Ne satıyorsun | Işık | Zemin | Atlanmaması gereken kare |
|---|---|---|---|
| Takı, gümüş, metal | Tülden geçmiş yumuşak ışık, doğrudan güneş yok | Mat, dokulu (keten, ahşap) | Kilit ve baskı damgası yakın çekim |
| Tekstil, giyim | Yandan, gölge tarafına karton | Sade duvar veya düz zemin | Kumaşın yakın dokusu ve etiketi |
| Gıda, tatlı | Yandan veya arkadan hafif ters ışık | Ahşap tabla, sade tabak | Kesilmiş hâli, iç dolgu |
| Mum, ev kokusu | Loş değil, yumuşak gün ışığı | Ahşap, mermer | Yanarken çekilmiş kare |
| Kozmetik | Yumuşak, parlamasız | Sade, tek renk | Elin üstünde swatch, gerçek ton |
Metal ve cam parlıyor, ve parlama telefonun beyaz ayarını da bozuyor. Gümüşü doğrudan güneşte çekersen gri çıkıyor. Tülün arkasına al, doku geri geliyor.
Gıdada kural ters: ışığın bir kısmı arkadan gelirse buhar ve kenar parlaması görünüyor, ve yemek sıcak duruyor. Aynı ışığı takıda kullanırsan hiçbir şey göremiyorsun.
Fiyatlandırma, fotoğraf, teslimat ve para almak üzerine tek bir e-posta. Reklam yok, dolgu yok.
Üç şeye dokun: pozlama, kontrast, beyaz ayarı. Üçü de telefonun kendi galerisinde var, uygulama indirmene gerek yok.
Doygunluğa dokunma.
Fotoğrafta doygunluğu her artırışın, ürün kapıda açıldığında yaşanacak hayal kırıklığının faturası olarak sana iade şeklinde geri dönüyor, ve en sert faturayı tekstil ile kozmetikte yiyorsun, çünkü alıcı ürünü gerçek ışıkta gerçek bir renge karşı tutup bakıyor.
Bordo, hardal, indigo, toprak tonları. Türkiye'de en çok satan renkler bunlar, ve doygunluk kaydırınca en çok bozulan renkler de bunlar. Bordo kırmızıya kayıyor. Hardal turuncuya kayıyor. Alıcı kutuyu açıyor, "fotoğraftaki gibi değil" diyor, ve haklı oluyor.
Beyaz ayarını düzeltmenin pratik yolu şu: karenin içine küçük bir beyaz kâğıt parçası koy, çek, düzenlemede o kâğıt nötr beyaz görünene kadar sıcaklığı oynat, sonra kâğıdı kırpıp at. Beş saniye sürüyor. Gümüşün gri, beyaz tişörtün krem çıkmasını bitiriyor.
Kesilmiş, tertemiz beyaz zeminli ürün fotoğrafı bir pazaryeri fotoğrafıdır. Trendyol'da ya da Hepsiburada'da doğru kare odur, çünkü orada ürün bir ızgarada yüz benzeriyle yan yana duruyor ve tek işi karşılaştırılabilir olmak.
Instagram'da o kare düz duruyor. Akışta senin karen birinin tatil fotoğrafıyla, birinin bebeğiyle ve bir kedi videosuyla yarışıyor. Beyaz dikdörtgen orada durdurmuyor.
Yerine kullanabileceklerin evinde zaten var: kırtasiyeden alınan bir tabaka fon kartonu, kesme tahtası, sade boyalı bir duvar, keten peçete, eski bir tepsi. İkisini seç ve bütün kataloğunda o ikisini kullan.
Desenli zemin ürünle yarışıyor. Ahşap iyi. Mermer iyi. Çiçekli masa örtüsü kötü.
Türkiye'de Instagram'dan satan hemen herkesin fotoğrafı artık netlik olarak yeterli. Bu yarışı 2019'da kazanabiliyordun. Şimdi kazanamazsın, çünkü herkes kazanıyor.
Şu anda üç şey ayırıyor.
Kullanımda karesi. Çoğu satıcı hâlâ sadece ürünü çekiyor. Boyunda, elde, masada, banyoda duran hâlini çeken azınlıkta.
Ambalaj karesi. Alıcının kafasındaki asıl soru "kapıda ne alacağım" sorusu. Kutuyu gösterdiğin an o soru kapanıyor.
Tutarlılık. Aynı zemin, aynı ışık, aynı kırpma. Profiline giren biri ızgarayı üç saniyede tarıyor. İki zeminle çekilmiş kırk kare tek bir dükkân gibi duruyor. Kırk farklı öğleden sonrada, kırk farklı masada, kırk farklı ışıkta çekilmiş kırk kare ise dağınık bir arşiv gibi duruyor, ve alıcı bunu "acaba" diye okuyor.
Tutarlılığın maliyeti sıfır. Sadece iki karar gerekiyor: hangi zeminler, hangi pencere.
Ürün başına tek klip. Aynı pencere, aynı zemin, ürünü elinle yavaşça çevir, altı saniye.
Kararsız alıcıya yedinci fotoğraftan daha çok şey anlatıyor, çünkü ışık yüzeyde gezerken doku ve parlaklık gerçek hâliyle görünüyor. Takıda, seramikte, deride ve saten kumaşta fark hemen açılıyor.
Bunun için ayrı bir prodüksiyon kurmana gerek yok. Aynı altı saniye hem hikâyede hem ürün sayfasında iş görüyor.
Deniz'in kataloğunda 22 ürün var. Ortalama fiyat 540 ₺, ayda ortalama 31 sipariş, yani ürün tarafında ayda kabaca 16.740 ₺.
Önce nasıldı: ürünleri gece, mutfak tavan lambasının altında, beyaz fon kartonunun üstünde çekiyordu. Gümüş grileşiyordu. Ayda gelen kırk küsur mesajın yarısı hep aynı üçlüydü. Gerçek rengi bu mu. Gümüş mü, kaplama mı. Kolye ucu ne kadar büyük.
Bir cumartesi, saat 16.00'da, mutfak penceresinin yanına keten bir peçete serdi. Tavan lambalarını kapattı. En çok satan 9 ürününü yeniden çekti. Ürün başına dört kare: kahraman, kilit detayı (DM'de en çok sorulan şey kilidin sağlamlığıydı), boyunda ve kutulu.
9 ürün, ürün başına yaklaşık 15 dakika. Toplam iki saat on beş dakika. Tek bir öğleden sonra.
Sonrasında renk sorusu gelmeyi bıraktı, çünkü kare gün ışığında çekilmişti ve gümüş gümüş görünüyordu. Kilit sorusu bitti, çünkü kilit karede vardı. Ölçü sorusu bitti, çünkü boyundaki kare ölçüyü zaten söylüyordu.
Sipariş sayısı ilk ay 31'den 34'e çıktı. Küçük bir artış, ve asıl kazanç orada değildi. Sipariş başına yazdığı mesaj sayısı ortalama altıdan ikiye indi. Ayda 34 sipariş üzerinden bu, 204 mesaj yerine 68 mesaj demek. Ayda 136 mesaj eksik, ve haftaya yayılınca akşamları geri geldi. O saatleri üretime koydu, ve asıl büyüme ertesi ay geldi, çünkü haftada bir yerine üç kere paylaşabilir hâle gelmişti.
Bir de şu oldu. Kutulu kareyi koyduktan sonra "hediye paketi yapıyor musunuz" sorusu mesaj olarak gelmeyi bıraktı, sipariş içinde işaretlenen bir seçenek hâline geldi. Sormuyorlar. İşaretliyorlar.
Katalog kartında görünen fotoğraf, yüklediğin fotoğraf. Yani kırpma kararını yüklemeden önce vereceksin, çünkü ürünün üstünün kesildiğini yükledikten sonra fark etmek can sıkıcı.
Fotoğrafın yanında duran ikinci şey yorum. Alıcı isim, 1 ile 5 arası yıldız ve isterse bir yazı bırakıyor, ve sen onaylayana kadar hiçbiri görünmüyor. İlk beş onaylı yorum, yeni bir alıcı için altıncı fotoğraftan daha ikna edici. Bunların nasıl toplandığını ilk siparişlerini almak anlatıyor.
Üçüncü durak biyografi linki. Profiline giren kişi linke bastığında ilk ekranda gördüğü üç dört kare, o gün ne satacağını belirliyor. Neyin üstte durması gerektiği ve neyin silinebileceği biyografi linkinde ne olmalı yazısında.
Dördüncü durak sipariş mesajı. Ürün sayfasında seçenekler yazılıysa sipariş sana yazılı geliyor: ürün, seçenekler, adres, toplam. Deniz'in hediye paketi kutucuğu tam olarak bu. Sohbeti nasıl kısaltacağın WhatsApp'tan sipariş almak yazısında duruyor.
Fotoğraf trafik getirmiyor. İyi kare, seni bulan kişinin sipariş verme ihtimalini yükseltiyor. Kimse bulmuyorsa hiçbir şeyi yükseltmiyor. Kırk kare çekip hiç satmamak mümkün ve yaygın. Keşif, karar ve tahsilatın hangisinin nerede durduğunu website olmadan Instagram'dan satış anlatıyor, ve fotoğraftan önce okunması gereken yazı o.
Kırpma ve düzenleme sende kalıyor. Yüklediğin kare neyse kartta duran o.
Ücretsiz plan 10 ürün ve 7 gün istatistik tutuyor. Takıda ya da giyimde her rengi ve her bedeni ayrı ürün olarak yazıyorsan 20 çok çabuk doluyor; Deniz'in 22 ürünü zaten o sınırın üstünde. Pro 19 USD/ay ya da 180 USD/yıl, 100 ürün ve bir yıl istatistik veriyor, Sailo rozetini de kaldırıyor. Kart yöntemi Pro'da yok.
Kart tarafında net konuşayım, çünkü burası yanlış planlanıyor. Kart yöntemi Stripe üzerinde ve sadece Stripe üzerinde çalışıyor, ve düğmenin açılması Stripe'ın senin ülkenden hesap kabul etmesine bağlı. Stripe'ın ülke listesi zaman içinde değişiyor. Abone olmadan önce stripe.com/global adresini kendin aç ve Türkiye'yi orada ara.
Fotoğraf için ise hiçbir plana para vermene gerek yok. Ücretsiz planda çektiğin kareler, ücretli planda çektiğin karelerle birebir aynı görünüyor. Önce fotoğrafı düzelt. Para vermeyi sonra düşünürsün, ve büyük ihtimalle uzun süre düşünmezsin.
Kataloğunu aç ve en çok satan beş ürününü seç. Kırkını değil. Beşini.
Cumartesi 16.00'da evinin en iyi penceresinin yanına iki zemin koy, bütün tavan lambalarını kapat, ve beş ürünün her biri için altı kareyi sırayla çek. Kahraman, doku, ölçek, kullanımda, ambalaj, kusur. Ürün başına on beş dakika, toplam bir saat on beş dakika.
Pazar günü düzenle. Sadece pozlama, kontrast ve sıcaklık. Doygunluğa dokunma.
Pazartesi yükle, ve sonra üretime dön. Altı iyi kare bir dükkânı bir yıl taşıyor. Kırk vasat kare hiçbir şey taşımıyor.
Yazan
Sailo team
Tek bağlantı, bütün dükkânın.
Fiyatlandırma, fotoğraf, teslimat ve para almak üzerine tek bir e-posta. Reklam yok, dolgu yok.
Sailo ona sadece bir ön kapı takıyor — insanlar sana yazmadan önce gezsin, karşılaştırsın, fiyatı görsün diye.
Bağlantını alBeta boyunca ücretsiz · Kart gerekmez